site

Uçak Adana havaalanına indiğinde mutluydum.Bir maceraya daha giriyordum ve üstelik tek başıma da değildim.En sevdiklerim ..Didar ım ve Sinan ım da yanımdalar..
Çıkışta sevgili Şükrü karşılıyor bizi..Koştururken titreyen göbeği ve ağzında hoş bir gülücükle..Bir zamanların tıfıl çocuğuydu Şükrü ve şimdi Adana nın acı,sevda ve özlemlerini biriktirenlerinin abisi koca bir adam.Yıllarca takip ettiği Efkan abisine bir konser yapmayı koymuş kafasına.. işte gerçekleştiriyordu bunu..
Sevgili okur…
Şimdi neresinden anlatayım sonraki üç günü?.Yazıya sığmazki yaşadıklarımız..Konseri veren ben,ailem ve müzisyen arkadaşlarım ve de onu organize eden bir avuç güzel insan..hep birlikte yıllarca anlatacağımız unutulmaz  güzel bir zaman paylaşmıştık yine. Gün geçtikçe bizleri daha bir yanlızlıklara gömen
şu zehirli zamanlara  inat, içtenlik ve dostluk adına küçük ama paha biçilmez şeyler..Evet..Biraz şımartılmıştık güzel bir otelde kalarak ve yörenin güzel yemeklerinden tadarak.Ama daha önemlisi vardı..birbirini arayan insanların hasret kalmışlığı…İşte bunu nereye gitsek yaşıyorduk ve şimdi Adana daydı sıra..
Organizasyonun mekan merkezi bir müzik eviydi.Neredeyse tarih kokan ve zamana direnen bu iki katlı şirin yapının  bahçesindeki genç portakal ağacının altındaki sıcak sohbetlerimizi unutamayacağız..çünkü bu sohbetlerin içinde ağacın tatlı serinliği olduğu gibi,uzanıp dalından kopardığımız ve paylaştığımız güzelim portakalları da vardı..sağında solunda yükselen binalara inat kendisine teslim edilen doğaya ve insanına ne kadar cömert olabileceğini ıspatlıyordu adeta.
…akşamın bir vakti dolaşıyoruz mağrur Adana nın sokaklarında ve Şırdan yiyoruz..İstanbul un akşam pilavcıları gibi..ara ara karşınıza çıkan bu sokak yemeği kültürü yeni öğrendiğimiz bir şey.
Ertesi gün yavaş yavaş yükselen ve İstanbul un serin günlerinden sonra bize iyi gelen Adana güneşi karşılıyor bizi.İçimizi ısıtıyor.Ömrü neredeyse yerel medyada geçmiş ve birçok köklü kurumlarda çalışmış sevgili Bektaş bir radyoya götürüyor bizi..Adana ya bayağı yüksekten bakan bir büroda çaylarımızı içerken dalıyoruz yine memleket meselelerine..
Sonrasında kısa ama güzel geçen bir yayın sohbetine dek uzanan hasretliğimizi paylaşıyoruz yine.Ama yaklaşan konserin de heyecanındayız.
Seyhan Kültür Merkezi güzel bir salon.Ve  gözleri hala çocuk yüzlerce insanın kah katıldığı kah nefesini tutup dinlediği şarkılarımın en demli halleri dökülüyor dudaklarımdan..Ben de kendimi dinlemekteyim.Ne kadar da çok şarkı yazmış bu adam
..müzisyen arkadaşlarım harikadırlar..Onlar bu toprakların bir elinde on marifetlileri..ben rahat olunca onlarda rahat..hatta  bırakıyorum kendimi onların saunduna  ve cd md hikaye..şarkıları yeniden yazarcasına geziniyoruz ….dokuzaltı..vakitsiz…ahüzar…
ve oğlum Sinan da daha bir yakışıyor trompetine..
Bir konser daha doruğuna ulaşıyor aldığımız alkışlarla ve ben..hepimiz..mutluyuz.

…..

Ertesi gün İskenderun Karaağaç tayız..Adana dan bir buçuk
saatte araçla geçtiğimiz bu güzel diyara altı ay sonra tekrar gelmiş olmanın keyfini yaşıyoruz.Yine birbirinden güzel mezeleriyle döşeli bir sofrada buluyoruz kendimizi..Akşam özel bir mekanda çalacağım ve bu sefer bu bölgeden genç müzisyen arkadaşlar bana eşlik edecek.Ellerinden geldiğince hazırlanmışlar ve çok da güzel geçiyor program..İskenderun a yakın olsada bizde İki yere de (Hatay ve İskenderun) uzak hissi veren denize yakın bu diyarda yörenin en güzel insanlarını buluyorum karşımda..
Uzanıyoruz en güzel şarkılarımızla gecenin içine.Ve bir yerinde dökülüyor dilimizden ölürüz de…uzak durma..şivekar..
Ertesi gün yolculuk var dönüş için..Geçen seferki gelişimizde uzaktan da olsa ne kadar mutlu olduklarını imrenerek izlediğimiz küçük çocukların denizle haşır neşir oldukları ıssız sahilde aranıyor gözlerimiz nedense.. ve zaman geliyor dostlarla vedalaşıyoruz.
Her dönüş..biraz hüzünlüdür tabi..Ama yeterince doymasakda, o her dönüş.. içimizde çoğalan güzellikleri de  duyumsadığımız andır.Ve yine çoğalarak dönüyoruz..devamında günlerce yüzümüzden düşmeyecek bir tebessümle.
Kalkmakta olan uçağın koltuğunda gözlerim kapalı derin bir nefes alırken..başarmanın ve paylaşmanın sıcak mutluluğunu hissediyorum içimde… portakal ağacına da şükran…

Ekim 2013
EFKAN ŞEŞEN

 

 

Translate »